top of page

Bazı İnsanlara Neden Olduklarından Fazla Değer Biçiyoruz?

Güncelleme tarihi: 22 May



Neden bazen, sadece dışarıdan etkileyici göründükleri için onların daha güvenilir, daha derin ya da bize daha iyi gelecek insanlar olduğunu düşünüyoruz?


Bu sadece “yanlış insan seçimi” değil, zihnin çalışma biçimiyle de ilgili bir konu. İnsan beyni, hayatı daha hızlı anlamlandırabilmek için kısa yollar kullanır. Yani birini en baştan, tüm yönleriyle derinlemesine analiz etmek yerine, bazı işaretlerden yola çıkarak hızlı sonuçlar üretir.


Güzel görünüyorsa, kendinden eminse, sosyal olarak onaylanıyorsa, etkileyici konuşuyorsa…

Zihin çoğu zaman o kişiyi “değerli” varsayar. Psikolojide buna “halo etkisi” denir. Yani bir kişinin dikkat çeken tek bir olumlu özelliği, onun diğer alanlarda da olumlu olduğu yanılgısını yaratabilir. Dış görünüş, statü, hitabet veya karizma, bazen karakterin kanıtı gibi algılanır.


Oysa değildir. Çünkü zihin, belirsizlikten çok hoşlanmaz. İnsanları hızlıca kategorilere ayırmak, bize kontrol hissi verir.


“Bu iyi biri.” “Bu güçlü biri.” “Bu bana iyi gelir.”

Ama bu gerçeği görmekten çok, kendimizi güvende hissetme ihtiyacımızla ilgilidir. Özellikle çocuklukta; sevgi, değer ve güven algımız koşullara bağlı geliştiyse…

Görülmek için etkilemek, onay almak, hayran bırakmak ya da kendimizi kanıtlamak zorunda kaldıysak; yetişkinlikte de etkileyici olanı, gerçekten güvenli olandan daha değerli sanabiliriz. Çünkü tanıdık gelen şey, sağlıklı olmasa bile zihne güvenli hissettirebilir.


Bu yüzden bazen bize iyi geleni değil, alışık olduğumuzu seçeriz. Ulaşılması zor olan, mesafeli duran, çok beğenilen ya da bizi özel hissettiren kişiler, olduklarından daha kıymetli gelebilir.


İnsan zihni, nadir olanı değerli, zor olanı anlamlı, yoğun olanı gerçek sanmaya meyillidir.

Kaybetme korkunu artıran bir ilişkiyi aşk sanabilirsin. Belirsizliği, tutku zannedebilirsin. Duygusal iniş çıkışları, derin bağ olarak yorumlayabilirsin. Çünkü sinir sistemi, güvenli bağ

ile düzensiz uyarımı her zaman kolay ayırt edemez. Bu yüzden bazı ilişkiler başta çok güçlü hissettirebilir. Ama o güç çoğu zaman gerçek uyumdan değil, eski yaralara temas ettiği içindir.


“Bu kişi çok özel” dediğimiz; Gerçek bağdan çok, çözümlenmemiş bir örüntünün tetiklenmesi olabilir. Bu yüzden, birini değerlendirirken sadece ne hissettiğimize değil,

neden öyle hissettiğimize de bakmamız gerekir.


Bazen bizi en çok etkileyen şey; iyi gelen değil, eski hikâyemize en çok benzeyendir.

İnsan kendi zihinsel kalıplarını fark etmeye başladığında, bazı gerçekleri daha net görür.


Her parlak olan, mücevher değildir. Her yoğun his, gerçek değildir. Her özel hissettiren, güvenli değildir.

Pahalı bir parfümün daha kalıcı, marka bir çantanın daha sağlam olduğuna inandığımız gibi; hayatımıza giren insanlara da, aynı zihinsel kodla yaklaşabiliyoruz.


Vitrine bakıp, değer biçiyoruz. Ama bazı kıyafetlerin askıda durduğu gibi olmadığını, ancak üzerimize giydiğimizde anlıyoruz.

Yorumlar


bottom of page