Önce Ol, Sonra Sev
- Ebru Aydın

- 8 May
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 19 May

Doğru sevmek karaktere, karakter de ahlaka bağlıdır.
Birini çok seven ama ona sürekli zarar veren insanlar var. Bir de az sevdiği düşünülen ama tam, tutarlı ve güvenilir davrananlar.
Sence hangisi gerçekten seviyor?
Sevgiyi hep miktar üzerinden ölçmeye çalıştık. "Çok mu yoksa az mı seviyor?" diye soruyoruz. Oysa asıl soru : Nasıl seviyor? olmalı.
İlişkinin kaderini belirleyen, onu ayakta tutan ve gerçek anlamda yaşatan şey; sevginin yoğunluğu değil, seven kişinin karakteridir aslında.
İyi ahlaka sahip biri, canı sıkıldığında "oyun bozanlık" yapmaz. Verdiği değeri, gösterdiği ilgiyi, duyduğu saygıyı, "bugün vermek istemiyorum" deyip bir anda geri çekmez. Sorumluluklarından kaçmaz. "Nasıl olsa kimse görmüyor" diye yanlışa sapmaz. Nereye giderse gitsin iç pusulası şaşmaz. Ona güvenip kalbini, ruhunu ve tüm kırılganlığını emanet eden kişiyi görmezden gelmez. Çünkü onun için önemli olan ne hissettiğinden çok, neyin doğru olduğudur.
Ahlak, duruma göre şekil almaz. Kişiye ya da menfaate göre, değişmez. İşte bu yüzden serveti ahlak olanın; kalbi fukara, nefsi sakat , aklı fesat, vicdanı vasat çıkmaz.
Ahlak evrenseldir.
Aristoteles, Nikomakhos'a Etik'te gerçek dostluğun yalnızca erdemli insanlar arasında kurulabileceğini söyler. Sevgi güzeldir; ama erdeme dayanmıyorsa kalıcı değildir. Yani sevginin ömrünü belirleyen duygu değil, karakterdir.
Erich Fromm ise Sevme Sanatı'nda sevmenin bir beceri olduğunu, karakter, olgunluk ve disiplin gerektirdiğini vurgular."Rastgele hissedilen, duygu değildir" der. Çünkü gerçek sevgi bir hal değil, bir tercihtir. Ve bu tercih her gün yenilenmek zorundadır.
Kant konuya daha farklı bir açıdan bakar: Ahlak duygudan değil, akıldan gelir. "Seni seviyorum çünkü hissediyorum" yetmez. Asıl mesele "sana karşı doğru olanı yapmak zorundayım" diyebilmektir. Sevginin sınavı coşkulu anlarda değil, zorlu anlarda verilir.
İbn Arabî ise ruhun olgunluğa ulaşmadan gerçek sevginin mümkün olmadığını söyler. Mesele nicelik değil, niteliktir. Yanlış insanın çoğu "haz"; doğru insanın azı "farz" dır.
Dört farklı çağ, dört farklı coğrafya ama hepsi aynı noktada buluşuyor. İhtiyacımız çok sevilmek değil, doğru sevilmektir. Ve doğru sevebilmek için önce doğru bir insan olmak gerekir.
Önce ol, sonra sev...


Yorumlar